Kadının Gizli Hormonu

Op. Dr. Ömür Erdem Akkaya  ·  Üroloji ve Androloji  ·  Mistik Tıp Derlemeleri
Tıbbın Sessiz Yanılgısı
 
Kapsamlı Derleme · 16 Mayıs 2026

Kadının Gizli Hormonu — ve tıbbın asırlık unutkanlığı

100 yıldır "erkek hormonu" denilen bu kadim molekül, kadın bedeninde östrojenden onlarca kat daha bol miktarda dolaşıyor. Vanderbilt Üniversitesi'nin 2026 derlemesi, modern tıbbın en sessiz boşluğunu gün ışığına çıkardı. Bu yazı, o boşluğun haritasıdır — ve 8.480 kadında kanıtlanmış tedavi seçeneklerinin rehberidir.

5–50×
Daha fazlaKadında dolaşan toplam testosteron, östradiolün bu kat fazlasıdır. Tıbbın görmediği hakikat.
Op. Dr. Ömür Erdem Akkaya Üroloji & Androloji ≈ 20 dakikalık okuma
Hikâyenin Başlangıcı
Düşünün

Bir kadın hayatı boyunca yüzlerce kez hekim ziyaret eder.
Peki kaçı testosteronunu bir kez bile ölçtürmüştür?

İşte tıbbın sessiz yanılgısı buradan başlar. Östrojen ölçülür, FSH bakılır, prolaktin görülür — ama kadın bedeninde her dokunun reseptörlerinden geçen, kemiği örgüleyen, beyni besleyen, libidoyu uyandıran testosteron, çoğu zaman hâlâ "erkek meselesi" sayılır.

Tıbbın asırlık koridorlarında öyle bir yanılgı dolaşır ki, çağdaş bilimin lambasını bu yanılgıya tuttuğumuzda altın bir hakikat parıldar: testosteron, yalnızca erkeğin hormonu değildir. Bilakis, kadın bedeninde östradiolden onlarca kat daha bol miktarda dolaşan, neredeyse her dokuda kendine ait bir reseptör bulan, kemiği örgüleyen, beyni besleyen, kalbi koruyan, libidoyu uyandıran, yumurtlamayı düzenleyen kadim bir hayat suyudur. 2026 yılında Vanderbilt Üniversitesi Hemşirelik Okulu'ndan Faucett, Giles ve Sing'in Women's Health dergisinde yayımladıkları geniş derleme, bu sessiz hakikati gün ışığına çıkararak çağdaş kadın sağlığının en kritik boşluklarından birini görünür kıldı.

Şimdi durup düşünün: 35 yaşındaki bir kadın, yorgun. Sabahları zor uyanıyor, libidosu yıllar içinde sessizce azaldı, eskisi gibi kendini hissetmediğini söylüyor. Hekimi tiroid bakar, demir bakar, vitamin D bakar. Belki östrojen ve progesteron ölçer. Peki ya testosteron? İhtimal düşüktür. Çünkü çağdaş tıp, kadında testosteronu hâlâ "erkek meselesi" sayar. Oysa o yorgunluğun, libido kaybının, mental puslanmanın ve kemik ağrılarının altında çoğunlukla bir hipoandrojenizm yatar. Görmeyince, ölçmüyoruz; ölçmeyince, tedavi edemiyoruz; tedavi edemediğimiz için de kadınlar yaşam kalitelerinin önemli bir parçasını sessizce kaybediyor. Bu, modern tıbbın en sessiz krizlerinden biridir.

Bu yazı, o değerli derlemeyi temel alarak, üroandroloji pratiğimin penceresinden kadın androjen fizyolojisinin kayıp hikâyesini anlatmak için yazıldı. Hazırsanız, bilimin lambasını yakalım ve birlikte tıbbın en uzun süre karanlıkta kalmış koridorlarından birine girelim.

Saklı Hakikat — I

Yunan dilinin yanıltıcı mirası

"Androjen" kelimesi Yunanca andro-gen'den gelir; "erkek üreten" anlamına. Bu etimoloji modern endokrinoloji kitaplarına bile yansımış, hatta Ulusal Tıp Kütüphanesi'nin MeSH veri tabanında testosteron hâlâ "testisin Leydig hücrelerinden salgılanan steroid" olarak tanımlanır. Oysa testosteronun sadece kaynağı değişiktir; kadın bedeninde adrenal korteks ve yumurtalık teka hücreleri tarafından, periferik dokulardaki ön-hormonlardan devşirilerek bolca üretilir.

Steroid biyosentez yolakları
Görsel 1. Kolesterolden başlayıp pregnenolon, DHEA, androstenedion ve testosterona uzanan steroidogenez şeması. Bu zincir hem adrenal kortekste hem yumurtalık teka hücrelerinde hem de periferik dokularda işler. Görsel: Wikimedia Commons / Mikael Häggström, kamu malı.
— Birinci Bölüm —

"Erkek Hormonu" Efsanesi

Adlandırmanın tıbba miras bıraktığı bir asırlık körlük

Cinsiyet biyolojisinin temel hakikatlerinden biri şudur: tüm insanlar aynı seks steroidlerine sahiptir. Androjenler (testosteron, dihidrotestosteron, DHEA, DHEA-S, androstenedion), östrojenler (östradiol, östron, östriol) ve progesteron, hem erkekte hem kadında dolaşır. Farklılık, hormonların var oluşunda değil; konsantrasyonlarında, dönüşüm yollarında, reseptör dağılımında ve genomik yanıtın doku özelliğindedir. Vanderbilt grubunun vurguladığı gibi, "androjenler erkeğindir, östrojenler kadınındır" şeklindeki klasik dikotominin bilimsel bir temeli yoktur9,10.

Toplam Testosteron
5–50×
Kadında östradiolün bu kat fazlası — pg/mL cinsinden ölçüldüğünde8,10,11,45
Üretim Kaynağı
3
Yumurtalık + Adrenal + Periferik doku — kadın androjen üretiminin üç ayağı
Dokulardaki AR
~Her
Beyin, kemik, kalp, meme, deri — neredeyse her dokuda androjen reseptörü bulunur

Piko gram (pg/mL) cinsinden ortak ölçü birimine dönüştürüldüğünde, üreme çağındaki sağlıklı bir kadında dolaşan toplam testosteron miktarı, östradiol miktarının beş ile elli katı arasında daha yüksektir8,10,11,45. Bu, östradiolün önemini azaltmaz; ancak androjenlerin kadın fizyolojisindeki gerçek yerini saklayan eski tablonun perdesini ürkütücü biçimde aralar.

Testosteron tüm insanlarda, cinsiyetten bağımsız olarak, genel iyilik hâli için hayati bir hormondur ve insan sağlığındaki rolü cinsel işlev ile erkek fizyolojisinin çok ötesine geçer.

Faucett, Giles, Sing — Women's Health, 2026

Bu tablonun gözden kaçırılmasının üç temel kaynağı vardır. Birincisi, klinik tıbbın erkek merkezli geleneği: 2016'ya değin Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Avustralya gibi ülkelerin preklinik araştırmalarda dişi hayvan ve hücre modellerini zorunlu tutmaması, erkek üzerinde elde edilen bulguların pervasızca kadına uygulanmasına yol açtı3,6,22-25. İkincisi, kadında menstrüel faza özgü standart testosteron referans aralıklarının hâlâ tam olarak belirlenmemiş olması17. Üçüncüsü, ölçüm yöntemlerinin kadın seviyelerindeki düşük testosteron konsantrasyonlarını hassas biçimde saptayamaması14,17,32. Yani bilim, görmediği için yok saymış; yok saydığı için araştırmamış; araştırmadığı için görememiştir. Kendi kendini besleyen bir karanlık.

— İkinci Bölüm —

Kolesterolden Doğan Mimari

Androjen biyosentezinin sırlı dört yolağı

Tüm steroid hormonların kökeninde tek bir molekül durur: kolesterol. Kadın bedeninde androjen sentezi dört bilinen yolak üzerinden ilerler: klasik yol, arka-kapı yolu, c11-oksi yolu ve c11-oksi arka-kapı yolu28. Klasik yol, kolesterolün pregnenolona, ardından 17-hidroksipregnenolona, oradan da dehidroepiandrosterona (DHEA) ve DHEA-sülfata (DHEAS) çevrilmesiyle başlar. Bu zincirin sonunda androstenedion sahneye çıkar; androstenedion testosterona; testosteron ise 5-alfa redüktaz enzimi marifetiyle en güçlü androjen olan dihidrotestosterona (DHT) dönüşür.

Üretimin Üçlü Kaynağı

Kadında testosteron üretiminin yüzde 25'i yumurtalık teka hücrelerinde, yüzde 25'i adrenal korteksin retiküler bölgesinde, kalan yüzde 50'si ise periferik dokularda ön-androjenlerin dönüşümüyle gerçekleşir9,11,14. Bu üçüncü kaynak — yani "intrakrinoloji" denilen periferik dönüşüm — kadın endokrinolojisinin en sıklıkla unutulan, oysa belki de en kritik boyutudur. Çünkü serum testosteron ölçümü, dokulara yerleşik biçimde yapılan bu sentezi yansıtmaz. Bir kadının kanında testosteron normal görünebilirken, doku düzeyinde androjenik aktivite çok farklı seyredebilir.

A
Op. Dr. Ömür Erdem Akkaya
Klinik Gözlem · Akkaya Klinik

Üroandrolojik pratiğimde, özellikle libido kaybı, kronik yorgunluk, kemik yoğunluğunda azalma ve kas kütlesinde gerileme şikâyetleriyle başvuran kadın hastaların yalnızca total testosteronla değerlendirilmesinin yetersiz kaldığını gördüm. Tablonun bütününü kavrayabilmek için DHEAS, androstenedion, SHBG (seks hormonu bağlayıcı globulin), serbest testosteron ve gerektiğinde 11-oksi-androjen metabolitlerinin de değerlendirilmesi gerekir. Bu, ülkemizde maalesef henüz rutin olmayan bir yaklaşımdır.

Dolaşımdaki Testosteronun Hâl-i Pürmelâli

Kanda dolaşan testosteronun yalnızca yüzde 1-2'si serbest formdadır. Geri kalanın yaklaşık üçte biri albumine zayıf bağlarla, üçte ikisi ise SHBG'ye sıkıca bağlıdır12,14,32-34. Geleneksel olarak yalnızca serbest testosteronun "aktif" sayıldığı kabul edilir; ne var ki güncel çalışmalar SHBG'ye bağlı testosteronun da bağımsız biyolojik etkiler doğurabildiğini ileri sürmekte; bazı uzmanlar total testosteron ile SHBG'nin birlikte ölçülmesini önermektedir8,27,29.

— Üçüncü Bölüm —

Hipotalamik-Hipofiz-Gonadal Eksen: Kadim Sırların Düzenleyicisi

Bedeni içten yöneten görünmez orkestra

Tüm bu sentez orkestrasını yöneten şef, hipotalamik-hipofiz-gonadal (HPG) eksendir. Hipotalamus GnRH salgılar; ön hipofiz bunun üzerine luteinizan hormon (LH) ve folikül stimülan hormon (FSH) salgısını başlatır; yumurtalıklar da bu sinyallere östradiol, progesteron ve testosteron üreterek karşılık verir9,10,30-33. Sistem, östradiol, progesteron ve testosteronun negatif ve pozitif geri besleme döngüleriyle inceden inceye ayarlanır. Bunun yanında, adrenal androjen üretimini adrenokortikotropik hormon (ACTH) düzenler.

Menstrüel döngü hormon dalgalanmaları
Görsel 2. Klasik menstrüel döngü diyagramı. Çoğu illüstrasyonun gizlediği şudur: y ekseni pg/mL'ye dönüştürüldüğünde testosteronun toplam miktarı östradiolün çok üstünde seyreder. Testosteron tepe noktası (yaklaşık 750 pg/mL) ovülasyon dönemine denk düşer; en düşük nokta (~150 pg/mL) menstrüasyon öncesindedir10,48. Görsel: Wikimedia Commons, kamu malı.

Menstrüel Döngüde Testosteronun Sırrı

Folliküler fazda testosteron büyük ölçüde adrenal kaynaklıdır. Ovülasyon dönemine doğru LH pikiyle birlikte yumurtalık teka hücrelerinde testosteron sentezi artar ve mid-siklus zirvesi oluşur10,29. Luteal fazda testosteron geriler ve menstrüasyon hemen öncesinde en düşük seviyeye iner.

Saklı Hakikat — II

Kadın libidosu rastgele değildir — döngüye bağlıdır

Mid-siklus testosteron zirvesinin denk geldiği ovülasyon dönemi, kadın cinsel arzusunun da en güçlü olduğu zamandır10,77. Bu, üreme biyolojisinin görkemli senkronizasyonudur: bedeniniz, doğurganlığın en yüksek olduğu pencerede sizi cinsel uyanıklığa hazırlar. Doğa bu denli bilgedir.

Menstrüel Faz Östrojen (pg/mL) Toplam Testosteron (pg/mL)
Erken Folliküler 20-50 150 - 750
(standart faz-bazlı referans aralık henüz tanımlanmamıştır)
Geç Folliküler 40-350
Mid-siklus / Ovülasyon 150-750
Luteal Faz 30-450
Postmenopozal ≤20 Kademeli düşüş
— Dördüncü Bölüm —

Bedenin Her Köşesinde Açık Kapılar

Androjen reseptörlerinin görünmez haritası

Androjen reseptörü (AR), X kromozomu üzerinde kodlanan, sitoplazmada inaktif hâlde bekleyen, ligand bağlandığında dimerleşip çekirdeğe taşınan ve gen transkripsiyonunu tetikleyen bir nükleer reseptördür8,13,30,40,41. Bu reseptör neredeyse her dokuda bulunur: sinir sistemi, deri, meme, kemik, kas, karaciğer, böbrek, kan damarları, endometrium, vajina, ürogenital doku, bazı kanser hücreleri, bağışıklık sistemi ve yağ dokusu8,11,17,30,42.

Testosteron kimyasal yapısı
Görsel 3. Testosteron molekülünün kimyasal yapısı (C₁₉H₂₈O₂). Östradiolden tek bir hidroksil grubu ve aromatik halka farkıyla ayrılır; aromataz enzimi testosteronu östradiole dönüştürebildiği için, bu iki hormon biyokimyasal olarak kız kardeş gibidir. Görsel: Wikimedia Commons, kamu malı.

Androjenler iki temel mekanizmayla iş görür. Birincisi genomik etki: AR'a bağlanırlar, çekirdeğe taşınırlar, gen ifadesini değiştirirler — bu etkilerin ortaya çıkması dakikalar, hatta saatler sürer8,13,40. İkincisi non-genomik etki: plazma membran reseptörleri ve iyon kanalları üzerinden işler; saniyeler içinde gerçekleşen vazodilatasyon, kas kontraksiyonu, hücre içi kalsiyum dalgalanmaları bu yolla doğar8,40,41.

Üstelik aynı düzeyde androjene sahip iki kadın, çok farklı androjenik etkiler yaşayabilir — çünkü AR ifadesi, gen polimorfizmleri, metilasyon durumu ve enzim aktivitesi bireyler arasında belirgin farklılıklar gösterir13,31,38. Androjen duyarsızlık sendromuna yol açan dört yüzden fazla bilinen gen mutasyonu vardır; bu, XY kromozom yapısına sahip bir bireyin tamamen kadın fenotipiyle yaşamasına dahi yol açabilir30.

— Beşinci Bölüm —

Ölçmenin Gizli Zorluğu

Aynı kanın altı farklı sonuç verdiği bir dünya

Kadın testosteron ölçümünde altın standart, sıvı kromatografisi-tandem kütle spektrometrisidir (LC-MS/MS)12,14,39. Yüksek hassasiyetlidir; küçük molekül konsantrasyonlarını güvenilir biçimde saptar. Ne var ki maliyet ve uzmanlık gereği, dünyada bu yöntem yaygın değildir.

Saklı Hakikat — III

Aynı kan örneği, farklı laboratuvarlarda 6 kat farklı sonuç verebilir

Onun yerine kullanılan immünolojik ölçüm yöntemleri (RIA, ELISA, FIA, CLIA), özellikle 300 ng/dL'nin altındaki kadın seviyelerinde duyarsız ve değişkendir — aynı serum örneğinin farklı laboratuvarlarda iki ila altı kat farklı sonuçlar verdiği belgelenmiştir14. Yani bir kadın bir laboratuvarda "normal", başka bir laboratuvarda "düşük" çıkabilir. Bu, modern tıbbın utanç verici ama az konuşulan bir gerçeğidir.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) 2007'de Testosteron için Hormon Standardizasyon Programı'nı (HoSt) başlatmıştır; sertifikalı laboratuvarlar referans yönteme kıyasla ±%6.4 sapma sınırında ölçüm yapmaktadır50,51. CDC'nin 2015 yılında yayımladığı referans aralığı, kadın total testosteronu için %10-90 yüzdelik dilimde 7.1 ile 49.8 ng/dL arasıdır48. Yine de bu, menstrüel faza özgü değildir.

A
Önemli Bir Çıkarım
Klinik Karar Verme

Kadında serum testosteronun normal aralığı sirkadiyen ritim, menstrüel döngü, vücut kitle indeksi, yaş, hastalık durumu, alkol tüketimi ve egzersiz gibi pek çok faktörle değişir10,14,49. Üstelik testosteronun en az yüzde 50'si periferik dokularda intraselüler metabolizma ile üretildiği için, serum konsantrasyonu doku düzeyindeki androjen maruziyetini ve reseptör duyarlılığını yansıtmaz10. Bu yüzden pek çok uzman, kadında izole bir total testosteron ölçümünün klinik karar vermede tek başına yeterli olmadığını savunmaktadır12,32.

— Altıncı Bölüm —

Adrenarche'tan Menopoz Ötesine

Yaşam boyu testosteronun gelgiti

İnsanın hayat döngüsü, androjenlerin gelgitiyle örülmüş bir dokudur. Doğumdan itibaren androjen seviyeleri düşük seyreder; altı yaşı dolaylarında adrenal androjen üretimi tırmanışa geçer ve adrenarche denilen gelişim evresi başlar. Sekiz yaşında pubarche'a (kasık ve aksiller kıllanma, erişkin vücut kokusunun belirmesi) ulaşılır12,29,35. Pubertede yumurtalıklar androjen üretmeye başlar; testosteron östradiole dönüşür ve ovülasyonun başlaması bu denge üzerinde yükselir8.

Endokrin sistem ve merkezi sinir sistemi
Görsel 4. Hipotalamik-hipofiz aksının diğer endokrin bezlerle ilişkisi. Kadında hem yumurtalıklar hem adrenal korteks androjen üretiminde aktif rol oynar; çağdaş diyagramların büyük çoğunluğu bu çift kaynağı yeterince vurgulamaz. Görsel: Wikimedia Commons / Mikael Häggström, kamu malı.

Üreme yıllarının başından menopoza dek, 20 ile 45 yaşları arasında androjen seviyeleri belirgin biçimde azalır8,29,31,32,39. Menopoz sonrası ilk yıllarda, yumurtalık folliküllerinin tükenmesiyle yükselen LH paradoksal biçimde yumurtalık testosteron üretimini bir miktar artırır; bunun yanı sıra dolaşımdaki SHBG'nin ve östradiolün düşmesi, serbest testosteronun göreli yükselmesini sağlar11,28,29,49. Ardından LH de düşer ve testosteron yavaşça gerilemeye başlar; nadir yaklaşık 62 yaşta ulaşır8,12,29.

Cerrahi menopoz (her iki yumurtalığın çıkarılması) yaşayan kadınlarda testosteron seviyeleri, doğal menopoza giren kadınlardan belirgin biçimde daha düşüktür49. Oral kontraseptif kullanımı ve oral östrojen replasman tedavisi, SHBG'yi yükselttikleri için serbest testosteronu azaltır11.

Bu, modern jinekolojide hâlâ yeterince konuşulmayan bir konudur: bazı oral kontraseptifler, kadında uzun vadeli androjen yetersizliği tablosu doğurabilir.

Op. Dr. Ömür Erdem Akkaya
❖ ❖ ❖
— Yedinci Bölüm —

Sistemik Etkiler: Kemikten Beyne

Testosteronun kadın bedenindeki sessiz işçiliği

Kadın bedeninde androjenlerin etkileri, dokulara dağılmış AR'ların haritasını takip eder. Vanderbilt grubunun derlemesinde özetlenen kanıtları, klinik tecrübeyle harmanlayarak dokuya göre incelemek, bu hormonun gerçek değerini ancak öyle ortaya koyar.

Kemik: Sessiz İskeletin Mimarisi

Testosteron, postmenopozal kadınlarda kemik yoğunluğunu, büyümeyi ve idamesini destekler55-58. Üreme çağında trabeküler kemik yoğunluğunu artırır8,12,27,59. 67-94 yaş arası postmenopozal kadınlarda kalça ve lomber kemiklerin mineral yoğunluğunu olumlu yönde etkiler12; daha az kalça kırığı görülmesiyle ilişkilendirilmiştir60. Kemiğin yapım-yıkım dengesinde androjenler, östrojenin yanında "ikincil" değil, eşit önemde bir oyuncudur. Osteoblastların yüzeyinde androjen reseptörleri bulunur; testosteron doğrudan kemik yapım hızını etkiler. Türkiye'de menopoz sonrası osteoporoz takibinde sadece östrojen ve D vitamini değerlendirilirken testosteronun atlanması, çağdaş tıbbın eksik kaldığı kritik bir noktadır.

Beyin: Nöroprotektif Bir Cevher

Androjenler tüm yaşlarda nöroprotektiftir29,61. Nöroplastisiteyi kontrol eder62, beyni mental ve fiziksel sağlığı koruyacak biçimde örgütler8. Özellikle postmenopozal kadınlarda antidepresan özellikleri bilinmektedir63,64. Perimenopozda hafıza ve kognisyonu korur49,58,65; demans ve Alzheimer hastalığı insidansını ve gelişimini azaltıcı yönde etki gösterir61,62. Endotel işlevini olumlu etkileyerek beyinde vazodilatör görev üstlenir49, oksidatif strese karşı koruyucudur49. "Menopoz puslanması" diye tarif edilen bilişsel bulanıklığın altında yatan biyolojik temellerden biri, doğrudan androjen düşüşüdür. Hipokampüs ve prefrontal kortekste yoğun androjen reseptör dağılımı, testosteronun bellek ve karar verme süreçleriyle olan derin bağını açıklar. Bu, çağdaş nörobilim araştırmasının yeni ufuklarından biridir ve önümüzdeki on yılda kadın bilişsel sağlığı pratiğini muhtemelen yeniden şekillendirecektir.

Kalp ve Damar: Vasküler Endotelin Sırrı

Testosteron ile kardiyovasküler hastalık arasında olası bir ters orantı vardır12,13,67. Postmenopozal kadınlarda vasküler endotel üzerinde güçlü bir vazodilatördür8,35,68; brakiyal arter akım-aracılı dilatasyonu olumlu yönde etkiler68. Vasküler düz kas hücrelerinde androjen reseptörlerinin saptanması, testosteronun damar tonusunu doğrudan düzenleyebildiğini göstermiştir. Postmenopozal kadınlarda görülen artmış kardiyovasküler risk, sadece östrojenin değil; aynı zamanda androjen rezervinin tükenmesinin yansımasıdır. Klinik araştırmalarda düşük testosteron seviyeli postmenopozal kadınlarda artmış aterosklerotik plak yükü gözlenmiştir.

YouTube · Dr. Ömür Erdem Akkaya

Hormonal denge ve damar sağlığı arasındaki köprü

Erkek ve kadında androjenlerin damar sağlığı üzerindeki rolünü, klinik tecrübelerimle anlattığım kapsamlı video serim için kanalımı ziyaret edebilirsiniz.

YouTube Kanalını Ziyaret Et

Meme: Östrojen Reseptörünün Sessiz Düzenleyicisi

Meme dokusundaki androjen reseptörleri, meme kanseri hücrelerinde östrojen reseptörü aktivitesini inhibe eder66. Bu, çağdaş onkolojide önemli bir kapı aralar: androjen sinyalizasyonu, östrojen-pozitif meme kanserlerinde koruyucu bir paralel yol oluşturabilir.

Endometrium ve Üreme

Postmenopozal yalnız östrojen tedavisi alan kadınlarda testosteron, endometriyal atrofiyi indükler69; bu, klinik olarak endometrial hiperplazi riskini azaltıcı önemli bir mekanizmadır. Üreme çağında ise endometriumu gebeliğe hazırlamada esastır8,29,69, desidüalizasyon sürecini kontrol ederek gebeliğin başlangıcını düzenler74.

Bağışıklık Sistemi: Yatıştıran Eldiven

Androjenler bağışıklık-baskılayıcı etkileri sayesinde otoimmün süreçleri, inflamatuvar belirteçleri, enfeksiyon ve tümör oluşumunu azaltıcı yönde etki gösterir70. Bu, sistemik lupus eritematozus ve romatoid artrit gibi kadında baskın otoimmün hastalıkların testosteron eksikliği ile ilişkilendirilmesinin altındaki temel mekanizmadır10,12,42,56. Lupusun kadınlarda erkeklerden 9 kat daha sık görülmesi, Hashimoto tiroiditinin kadın baskınlığı ve multipl skleroz gibi otoimmün hastalıkların cinsiyet asimetrisi, en azından kısmen androjen-bağışıklık ilişkisinin yansımasıdır. Bu, modern romatoloji ve immünolojinin testosterona giderek daha fazla ilgi göstermesinin nedenidir.

Kas, Kemik, Kompozisyon

Testosteron her yaşta kas kütlesini ve gücünü artırır8. Üreme çağındaki kadınlarda daha fazla yağsız kas kütlesiyle ilişkilidir12,61. PCOS sebebiyle yüksek androjen seviyelerine sahip elit kadın sporcularda artmış yağsız kas kütlesi, daha yüksek maksimum oksijen alımı, artmış rekabetçilik ve artmış kas gücü gözlenmiştir73. Bu, doping karşıtı kurumların kadın sporcularda hiperandrojenizmi yıllardır tartışmalı bir konu olarak gündemde tutmasının sebebidir. Yine de bu, hormon dengesinin farmakolojik müdahale olmaksızın bile rekabet performansını belirleyebildiğini gösterir.

Yumurtalık, Ovülasyon ve Libido

Testosteron, folikül çağrılması ve ovülasyon için esastır10,74. Tüm yaşlarda cinsel arzuyu artırır58,75-77. Üreme çağında cinsel arzu, mid-siklus androjen artışıyla birlikte ovülasyon fazında zirveye ulaşır10,77. Serbest testosteron ve androstenedion, kadın cinsel arzusu üzerinde anlamlı pozitif etkiye sahiptir34,78. Klitoral erektil dokunun da androjen reseptörleri taşıdığını, klitoral kavernöz cisimciklerin testosterona yanıt verdiğini ve cinsel uyarılma süresince kan akımının testosteron seviyelerinden etkilendiğini biliyoruz. Vajinal epitelin sağlıklı yenilenmesi de kısmen androjen bağımlıdır; postmenopozal vajinal atrofinin altında yalnız östrojen eksikliği değil, androjen eksikliği de yatar.

Bu, üroandrolojik pratikte özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda libido kaybı şikâyetiyle başvuranlarda göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır. Cinsel Güç İçin Hangi Hormon Testleri Bakılmalı? başlıklı yazımda hormonal değerlendirme yaklaşımını ele almıştım; testosteronun kadında değerlendirilmesi de benzer prensiplere dayanır.

— Sekizinci Bölüm —

Aşırılığın Gölgeleri

PCOS ve hiperandrojenizm — dengenin diğer yüzü

Androjenlerin biyolojik faydası, salgılanma düzeyine ve reseptör aktivitesine bağlıdır8. Hem yetersizlik hem aşırılık patolojiye yol açar32. Hiperandrojenizm, kadında androjenlerin aşırı salgılanmasıyla seyreder; hirsutizm, akne, alopesi, menstrüel düzensizlikler en sık görülen belirtilerdir38.

Hiperandrojenizm
%80–85
Kadın hiperandrojenizminin bu oranı PCOS kaynaklıdır8,20,38. PCOS'lu kadınların %65-90'ı hiperandrojenik fenotipe sahiptir.
vs
İnsülin Direnci
%65–95
PCOS'lu kadınlarda insülin direnci bu oranda görülür. İnsülin SHBG'yi düşürerek serbest testosteronu artırır — kısır döngü oluşur80,81.

Hiperandrojenik kadınlarda kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, dislipidemi, metabolik sendrom ve hipertansiyon riski artar80. Diğer ayırıcı tanılar arasında pubertenin fizyolojik veya idiyopatik hiperandrojenizmi, Cushing sendromu, yumurtalık veya adrenal neoplaziler ve hiperprolaktinemi yer alır8,20,38.

Saklı Hakikat — IV

PCOS atletizm için bir avantaj olabilir

İlginç ve sıklıkla göz ardı edilen bir gözlem: hafif yükselmiş androjenlere sahip elit sporcu kadınlar (PCOS dahil) artmış kas kütlesi ve daha yüksek aerobik kapasite avantajı taşır73. Doğa hiçbir özelliği "sadece kötü" olarak yaratmamıştır — her şey bağlama bağlıdır.

— Dokuzuncu Bölüm —

Eksikliğin Sessiz Yıkımı

Hipoandrojenizm: kadının görünmez krizi

Kadında hipoandrojenizm (endojen androjen yetersizliği), yumurtalık follikül olgunlaşmasının eksikliği, ooforektomi (yumurtalıkların cerrahi olarak alınması), eksojen kortikosteroid kullanımı, hipopitüitarizm, östrojen replasman tedavisi, kontraseptif kullanımı veya primer hipogonadizm sebebiyle gelişebilir8,49. Etinil östradiol SHBG'yi yükselterek serbest testosteronu azaltır38.

Diğer yaygın sebepler: yaşlanma, yumurtalık veya adrenal yetersizliği, panhipopitüitarizm, hiperprolaktinemi, hipotalamik amenore ve yeme bozukluklarıdır35,39.

Hipoandrojenizmin yedi sessiz işareti

  • Azalmış cinsel motivasyon ve libido — partner sorunu sanılan ama biyolojik temelli
  • Kronik yorgunluk ve enerji kaybı, sabahları zor uyanma
  • İyilik hissinin kaybolması, açıklanamayan mood çökmeleri
  • Pubik kıllarda incelme, vücudun "kuruması" hissi
  • Azalmış yağsız kas kütlesi, egzersize rağmen güçsüzleşme
  • Uykusuzluk ve uyku kalitesinde belirgin bozulma
  • Sıcak basmaları (östrojen tedavisine yanıt vermeyen)

Androjen yetersizliği obezite, metabolik sendrom, kanser, kardiyovasküler hastalık, osteoporoz, sistemik lupus eritematozus, romatoid artrit, tip 2 diyabet ve Alzheimer hastalığı insidansının artması ve inflamatuar belirteçlerin (C-reaktif protein gibi) yükselişiyle ilişkilendirilmiştir10,12,42,56,62,83,84. Buna rağmen kadın androjen yetersizliği için somut tanı kriterleri hâlâ yoktur; düşük androjen seviyeleri otomatik olarak semptom anlamına gelmemekle birlikte, semptomatik bir hasta düşük serum seviyesi olmadan da etkilenmiş olabilir29,35.

— Onuncu Bölüm —

Kanıtın Konuştuğu An: Kadında Testosteron Tedavisi

8.480 kadın, 36 randomize klinik çalışma, tek bir hakikat

Şimdi belki de yazının en pratik ve en çok merak edilen kısmına geliyoruz: testosteron eksikliği yaşayan kadınlara verilebilecek bir tedavi var mıdır? Bilim ne diyor? Cevap, son on beş yılda dramatik biçimde netleşmiştir — ve cevap, dikkatli bir "evet"tir.

2019 yılında Avustralya Monash Üniversitesi'nden Susan Davis ve ekibinin Lancet Diabetes & Endocrinology dergisinde yayımladığı sistematik derleme ve meta-analiz, kadın testosteron tedavisi alanındaki bugüne kadarki en kapsamlı kanıt sentezidirL1. Bu meta-analiz, 1990-2018 yılları arasında yapılmış 36 randomize kontrollü klinik çalışmadan elde edilen 8.480 kadın katılımcının verisini bir araya getirdi. Sonuç açıktı: postmenopozal kadınlarda transdermal testosteron tedavisi, plasebodan istatistiksel olarak anlamlı biçimde üstündü.

Lancet 2019 Meta-Analiz
36
Randomize kontrollü klinik çalışma değerlendirildiL1
Kadın Katılımcı
8.480
18-75 yaş aralığında, plasebo veya komparatör ile karşılaştırıldıL1
Tedavinin Etki Süresi
≥12 hafta
Minimum çalışma süresi — kısa dönem etkiler değerlendirilmedi

Cinsel İşlev: Kanıt Düzeyi Yüksek

Lancet meta-analizinin en güçlü bulgusu cinsel işlev üzerinedir. Testosteron tedavisi gören postmenopozal kadınlarda tatmin edici cinsel olay sıklığı, cinsel istek, uyarılma, orgazm, zevk ve cinsel duyarlılık alanlarında plaseboya kıyasla belirgin iyileşmeler gözlendi. Cinsel sıkıntı ölçekleri de anlamlı biçimde azaldıL1,L4.

Bireysel çalışmalardan dikkat çekenler: Davis ve arkadaşlarının 2008 yılında yayımladığı çalışmada, doğal veya cerrahi menopozlu 814 kadın, 24 hafta süreyle 300 μg/gün transdermal testosteron yaması veya plasebo aldı. 300 μg grubunda 4 haftada 2,1 tatmin edici cinsel olay artışı; plasebo grubunda ise yalnızca 0,7 artış (p<0,001) gözlendiL2. ADORE çalışmasında (n=272) 300 μg/gün transdermal testosteron, östrojen kullanımından bağımsız olarak hipoaktif cinsel istek bozukluğunda (HSDD) anlamlı iyileşme sağladı (p=0,0007); cinsel sıkıntıda da plaseboya kıyasla anlamlı azalma görüldü (p=0,0024)L3.

A
Klinik Önemi
Op. Dr. Ömür Erdem Akkaya

Lancet meta-analizinin gösterdiği klinik fayda büyüklüğü, ayda ≈1 ek tatmin edici cinsel olay düzeyindedir. Bu sayı küçük görünse de, HSDD yaşayan bir kadın için yaşam kalitesi açısından son derece anlamlı bir farktır. Daha da önemlisi: tedavinin etkisi sadece "olay sayısı" değil; aynı zamanda cinsel sıkıntının azalması, mood düzelmesi, ilişki dinamiklerinin iyileşmesi gibi dolaylı kazanımları da kapsar.

Mood, Bilişsel İşlev, Enerji: Yükselen Kanıt

2024 yılında Archives of Women's Mental Health dergisinde yayımlanan Glynne ve arkadaşlarının çalışmasıL5, bu konuda son yılların en dikkat çekici verisini sundu. Birleşik Krallık'ta uzman bir menopoz kliniğinde, HRT (hormon replasman tedavisi) almasına rağmen inatçı libido kaybı, bilişsel ve mood semptomları olan 510 peri- ve postmenopozal kadın, 4 ay süreyle düşük doz transdermal testosteron kremi veya jeli aldı. Greene Climacteric Skalası ile değerlendirilen sonuçlar şöyleydi:

Mood İyileşmesi
%47
Kadınların yarıya yakını mood semptomlarında belirgin iyileşme bildirdiL5
Libido İyileşmesi
%52
Yarıdan fazlasında libido skorlarında düzelme gözlendi (ortalama %33 azalma)L5
Bilişsel İyileşme
%39
"Beyin sisi" ve konsantrasyon güçlüğünde anlamlı azalmaL5

Çalışmanın değerlendirdiği dokuz mood ve bilişsel semptomun tamamı, dört aylık tedavi süresince istatistiksel olarak anlamlı biçimde iyileştiL5. Bu bulgular, 1985'te Sherwin ve Gelfand'ın yaptığı klasik çift-kör randomize çalışmadaki sonuçlarla örtüşür: cerrahi menopozlu kadınlarda yalnız östrojen veya plaseboya kıyasla, testosteron eklenmiş tedavi grubunda enerji artışı, iyilik hâli artışı ve psikolojik semptom skorlarında daha büyük iyileşme gözlenmiştiL6.

Saklı Hakikat — VI

"Libido bir mooddur" — ve testosteron her ikisini birden iyileştirir

Glynne ve ekibinin yaptığı önemli bir teorik vurgu şudur: libido ve mood birbirinden bağımsız değildir. Libido "kalıcı ve yaygın bir his tonu"dur — bir mood durumu. Bu yüzden testosteron tedavisinin mood'u ve libidoyu benzer oranda iyileştirmesi şaşırtıcı değildir. Hangi taraftan başlarsanız başlayın, diğeri de yanında gelir. Bu, kadın iyilik hâlinin biyopsikososyal bütünlüğünün moleküler bir kanıtıdır.

Resmî Endikasyon ve Küresel Uzlaşı

2019 yılında, dünya genelinde 11 büyük tıp derneği — Uluslararası Menopoz Derneği, Endokrin Topluluğu, Avrupa Menopoz ve Andropoz Derneği, Kuzey Amerika Menopoz Derneği, Uluslararası Kadın Cinsel Sağlığı Topluluğu (ISSWSH) dahil — birleşerek Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism'da bir Küresel Uzlaşı Bildirisi yayımladıL7. Bu bildirinin temel sonuçları şunlardır:

  • Tek kanıta dayalı endikasyon: postmenopozal kadınlarda hipoaktif cinsel istek bozukluğu (HSDD)
  • Uygulama yolu: non-oral — transdermal jel veya krem tercih edilmelidir; oral formlar lipid profilini bozar
  • Doz hedefi: menopoz öncesi fizyolojik aralık — supra-fizyolojik dozdan kaçınılmalıdır
  • Premenopozal kadınlar: bu grup için yeterli kanıt henüz yoktur; rutin önerilmez
  • Compound preparatlar: standardizasyon eksikliği nedeniyle önerilmez
  • Takip: tedavi başlangıcından 3-6 ay sonra ve sonra yıllık total testosteron, klinik değerlendirme

2021 yılında ISSWSH'in Journal of Sexual Medicine'da yayımladığı Klinik Uygulama Kılavuzu da bu çerçeveyi pekiştirmiş; "HSDD tedavisinde kadınlar için testosteron erişimi, kanıtlanmış güvenlik ve etkililiğe rağmen hâlâ önemli bir karşılanmamış ihtiyaçtır" tespitini yapmıştırL8.

Türkiye'deki Durum: Onaylı Preparat Yok

Burada kritik bir nokta vurgulamalıyım. Dünya genelinde — Avustralya hariç (AndroFeme jel onaylıdır) — kadınlar için onaylanmış bir testosteron preparatı yoktur. Türkiye'de de durum aynıdır: testosteron jelleri yalnızca erkekler için ruhsatlıdır. Bu, küresel bir tıbbi adaletsizliktir; bilim 8.480 kadında kanıt göstermesine rağmen, farmasötik endüstri ve regülatörler kadın preparatları geliştirmeye yatırım yapmamışlardır.

Pratikte ne olur? Uluslararası kılavuzlar, erkek için onaylanmış preparatların kadına uygun düşük dozda (yaklaşık 1/10 erkek dozu) "endikasyon dışı" kullanılmasını önerirL7,L8. Bu, yalnızca konuya hâkim, deneyimli hekimler tarafından, hasta ile detaylı bilgilendirilmiş onam alındıktan sonra ve sıkı takip altında uygulanması gereken bir yaklaşımdır. Bu konuda Türkiye'de henüz yeterli klinik altyapı bulunmamaktadır; ancak çağdaş hekimlerin bu küresel uzlaşıyı bilmesi ve gerektiğinde hastalarını uygun kanallara yönlendirmesi şarttır.

Güvenlik ve Sınırlamalar: Bilim Dürüstçe Konuşur

Hiçbir tedavi mucize değildir; testosteron da değildir. Lancet 2019 meta-analizinin değerlendirdiği güvenlik verisi de aşağıdaki gibidir:

  • Androjenik yan etkiler: akne ve kıllanma artışı, dozun fizyolojik aralıkta tutulması koşuluyla nadirdirL1
  • Lipid profili: oral preparatlar HDL kolesterolü düşürür; bu nedenle yalnızca transdermal kullanılmalıdırL1
  • Kardiyovasküler olaylar: randomize çalışmalarda artış sinyali gösterilmemiştir; ancak uzun dönem (>2 yıl) veri sınırlıdırL1,L7
  • Meme kanseri: kısa dönem çalışmalarda artış görülmemiştir; uzun dönem belirsizliği sürerL1,L7
  • Endometriyum: transdermal kullanımda olumsuz etki yoktur; oral kullanımdan kaçınılmalıdır

Önemli bir sınırlama: enerji ve mood iyileşmesi konusunda kanıt seviyesi, libido iyileşmesinden daha düşüktür. Uluslararası Menopoz Derneği, "mevcut kanıt postmenopozal kadınlarda enerji, kognisyon, kas-iskelet semptomları veya kardiyovasküler sağlık için testosteron kullanımını desteklemez" demektedirL9. Glynne 2024 gibi çalışmalar bu alanda umut vericidir, ancak retrospektif kohort tasarımları randomize kontrollü çalışmaların yerini tutmaz. Bu nedenle: HSDD birincil endikasyondur; mood ve enerji iyileşmesi olası ancak ikincil faydalardır.

HSDD tedavisinde kadınlar için testosteron erişimi, kanıtlanmış güvenlik ve etkililiğe rağmen hâlâ önemli bir karşılanmamış ihtiyaçtır.

ISSWSH Klinik Uygulama Kılavuzu — J Sex Med 2021

Kimler Tedavi Adayı Olabilir?

Bilimsel kanıtlar ışığında, kadın testosteron tedavisinin değerlendirilebileceği başlıca aday gruplar şunlardır:

  1. Cerrahi menopoz yaşamış kadınlar (her iki yumurtalığın çıkarılması), HSDD tablosuyla seyreden. Bu grup, en güçlü kanıt grubudur.
  2. Doğal postmenopozal kadınlar, HRT almasına rağmen inatçı düşük cinsel istek ve cinsel sıkıntı yaşayan.
  3. Premature ovaryan yetmezliği olan genç kadınlar, multidisipliner endokrinoloji-jinekoloji takibinde.
  4. Uzun dönem opiyat veya yüksek doz kortikosteroid kullanımına bağlı hipoandrojenizm gelişen, semptomatik kadınlar.
  5. Hipopitüitarizm tanılı, multipl hormon eksikliği bağlamında testosteron yetersizliği değerlendirilen kadınlar.

Kim tedavi adayı değildir? Hamilelik veya hamile kalma ihtimali olan kadınlar, aktif meme veya jinekolojik kanseri olan kadınlar, ciddi karaciğer hastalığı olanlar, kontrolsüz kardiyovasküler hastalığı olanlar ve şu an için premenopozal kadınların büyük çoğunluğu (kanıt yetersizliği nedeniyle)L7.

A
Akkaya Klinik Yaklaşımı
Op. Dr. Ömür Erdem Akkaya

Üroandrolojik pratiğimde testosteron tedavisi düşünülen kadın hastalarda 3 basamaklı bir yaklaşım uygularım:

Birinci basamak: Yaşam tarzı optimizasyonu (uyku, stres yönetimi, beslenme, direnç antrenmanı, çevresel endokrin bozucu maruziyetinin azaltılması). En az 3-6 ay süreyle. Pek çok kadında semptomlar yalnızca bu adımla anlamlı düzelir.

İkinci basamak: Eşlik eden tabloların düzeltilmesi — vitamin D, B12, ferritin eksikliklerinin tedavisi; tiroid bozukluklarının yönetimi; depresyon/anksiyete varsa psikiyatrik destek; cinsel terapi gerekliyse cinsel terapist yönlendirmesi. Bu basamak da çoğu zaman tek başına yeterlidir.

Üçüncü basamak: Bu adımlardan sonra hâlâ kanıta dayalı HSDD tanı kriterlerini karşılayan ve uygun aday olan postmenopozal kadınlarda, bilgilendirilmiş onam ile birlikte, multidisipliner ekiple (jinekolog/endokrinolog dahil) düşük doz transdermal testosteron tedavisi gündeme alınabilir. Tedavi süresince düzenli klinik takip, total testosteron ölçümü ve fizyolojik aralık hedeflenir.

Geleceğin Eşiği: Kadın İçin Onaylı Bir Preparat

2025-2026 dönemi, kadın testosteron tedavisi alanında önemli bir kıvrım noktasıdır. FDA'ya yapılan başvurular değerlendirilmektedir; Avustralya örneği AndroFeme'in başarısı, başka regülatörlerin de bu yola girmesini teşvik etmektedir. İnanıyorum ki önümüzdeki 5-10 yıl içinde Türkiye dahil pek çok ülkede kadınlar için ruhsatlı, standardize, düşük doz testosteron preparatları piyasaya çıkacak. Bu, tıbbın yüz yıllık bir adaletsizliğinin nihayet sonlanması anlamına gelecektir.

O güne kadar, kadın okuyucularıma şunu söylüyorum: eksiklik semptomlarınız varsa, sizi dinleyen ve mevcut bilimsel kanıtları bilen bir hekim arayın. Şu an için ülkemizdeki klinik gerçeklikte tedavi seçenekleri sınırlı olsa da, tanı koyulmak, yaşam tarzı optimizasyonu sağlanmak ve uluslararası kanıtlara dayalı yaklaşımları takip eden bir merkezde değerlendirilmek, her kadının hakkıdır.

❖ ❖ ❖
— On Birinci Bölüm —

Bilim Tarihinin Kayıp Halkası

Tıbbın yüz yıllık erkek-merkezli körlüğü

Modern tıbbın bu kadar geç farkına vardığı hakikatler, bilimsel araştırmanın kendi içindeki sistemik bir karanlığa işaret eder. Vanderbilt grubunun ısrarla vurguladığı gibi, "klinik araştırmaların büyük çoğunluğu yakın zamana dek yalnızca erkek katılımcılarla veya ağırlıkla erkek katılımcılarla yürütülmüştür"15. Bu, kadınların, trans bireylerin ve interseks popülasyonların sağlığı üzerinde derin olumsuz etkiler doğurmuştur3,25.

Cinsiyetin biyolojik bir değişken olarak araştırmaya dahil edilmesi gerekliliği, ancak 2016 sonrası Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Almanya, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerce benimsenmeye başlamıştır3,6,22-25. Bundan önceki onlarca yıl boyunca, erkek hayvanlardan, erkek hücre modellerinden ve erkek katılımcılardan elde edilen bulgular, tüm cinsiyetleri etkileyen durumlar için pervasızca kadına uygulanmıştır26.

Testosteronun kadın sağlığındaki rolünü tanıma engelleri arasında erkek merkezli bir tıbbi sistem, menstrüel döngü boyunca testosteron için standart referans aralıklarının olmaması ve kadın endokrinolojisinde endojen testosteronun genel olarak anlaşılmaması yer alır.

Faucett, Giles, Sing — Women's Health, 2026
— On İkinci Bölüm —

Bir Üroandrologun Penceresinden

Klinik pratiğin verdiği üç ders

Akkaya Klinik'te yıllardır erkek üroandrolojisi ile uğraşırken, kadın androjen fizyolojisinin çoğu meslektaşımın gündeminde olmadığını gözlemledim. Oysa çift olarak yaklaşım, çağdaş üreme tıbbının olmazsa olmaz prensibidir. Erkek sertleşme bozukluğu olan bir hastanın eşi de sıklıkla cinsel istek azalmasından şikâyetçidir; bazen meselenin asıl kaynağı eşin tedavi edilmemiş androjen yetersizliğidir.

Postmenopozal döneme giren bir kadın hastanın yaşam kalitesinde belirleyici olan, çoğu zaman yalnızca östrojen replasmanı değil; aynı zamanda androjen dengesinin gözetilmesidir. Türkiye'de testosteron jelleri yalnızca erkekler için ruhsatlıdır ve kadın için endikasyon dışıdır; ancak DHEA, bazı ülkelerde reçetesiz takviye olarak satılır ve dikkatli endokrinolojik gözetim altında değerlendirme konusu olabilir. Bu, gri bir alandır ve hekimin uzmanlığını gerektirir.

A
Kadın androjen değerlendirme protokolüm
Klinik Yaklaşım · Akkaya Klinik

Üroandrolojik kapsamlı değerlendirmede önerdiğim parametreler şunlardır:

  • Total testosteron, mümkünse LC-MS/MS yöntemiyle
  • SHBG; serbest testosteron hesaplamasının doğru yapılması için
  • DHEAS; adrenal androjen üretiminin değerlendirilmesi
  • Androstenedion; özellikle PCOS şüphesinde
  • 17-hidroksiprogesteron; geç başlangıçlı KAH'ı dışlamak için
  • Prolaktin, TSH; ayırıcı tanıda
  • İnsülin, HOMA-IR; metabolik sendromun değerlendirilmesinde

Tüm bu parametreler, semptomatik tabloyla birlikte yorumlanmalıdır.

Bu konuda yararlanabileceğiniz blog yazılarım: Testosteron Nedir? (temel biyokimya), Testosteronu Etkileyen Diğer Hormonlar (HPG aksının bütünsel düzenlenişi) ve Kortizol: Fonksiyon, Norm ve Patoloji. Bu yazılar erkek-merkezli yazılmış olsa da, temel biyokimya kadın için de aynıdır.

YouTube · Kadın Sağlığı Serisi

Kadın hormonal sağlığı ve cinsel iyilik üzerine videolar

YouTube kanalımdaki "Kadın Sağlığı" oynatma listesinde, partnerinin sağlığıyla beraber kadın hormonal dengesini ele aldığım kapsamlı içerikler bulabilirsiniz.

Kadın Sağlığı Videoları
— On Üçüncü Bölüm —

Doğum Kontrol Hapının Sessiz Mirası

İyatrojenik hipoandrojenizm ve gebelik döneminin gizli androjenleri

Modern kadın endokrinolojisinin az konuşulan, oysa milyonlarca kadını etkileyen mevzularından biri oral kontraseptiflerin androjen denge üzerindeki uzun dönem etkisidir. Etinil östradiol içeren kombine oral kontraseptifler, karaciğerde SHBG sentezini belirgin biçimde artırır. SHBG yükseldiğinde dolaşımdaki testosteronun büyük bir bölümü sıkıca bağlanır ve serbest fraksiyon dramatik biçimde azalır11,38. Bu mekanizma aslında oral kontraseptiflerin akne tedavisinde sıklıkla tercih edilme sebebidir — androjen baskılaması işe yarar. Ancak aynı etki, bazı kadınlarda istenmeyen sonuçlar doğurur.

Klinik karşılığı şudur: yıllarca kombine oral kontraseptif kullanmış, bırakmasından sonra libido kaybı, kronik yorgunluk, mood değişiklikleri, kas kütlesinde gerileme ya da klitoral duyu azalması yaşayan kadınların önemli bir bölümünde, kalıcılaşmış bir iyatrojenik hipoandrojenizm tablosu bulunabilir. Bu durum tıbbi literatürde "post-kontraseptif sendrom" başlığı altında giderek daha fazla tartışılmaktadır.

Saklı Hakikat — V

Hap bırakıldıktan sonra bile etki yıllarca sürebilir

Çalışmalar, uzun süreli kombine oral kontraseptif kullanan kadınlarda SHBG değerlerinin başlangıç değerinin üç-dört katına kadar yükselebildiğini, hatta kontraseptif kesildikten sonra dahi aylar ila yıllar boyunca normalden yüksek seyredebildiğini göstermiştir. Bu mekanizma, "post-kontraseptif sendrom" olarak adlandırılan; libido kaybı, yorgunluk ve mood değişiklikleri ile seyreden tablonun altında yatabilir.

Gebelik: Plasentanın Sessiz Androjen Üretimi

Gebelik, kadın androjen fizyolojisinin belki de en az anlaşılan dönemidir. Plasenta, hormonal etkin bir endokrin organdır ve membran androjen reseptörleri taşır; ayrıca bizzat testosteron kaynağıdır41. Gebelik ilerledikçe maternal total testosteron yükselir. Plasenta aromataz aktivitesiyle bu androjenlerin önemli bir kısmını östrojene dönüştürerek fetal feminizasyonu korur. Şayet plasental aromataz yetersizliği gibi nadir bir durum varsa, kız fetüsta virilizasyon görülebilir.

Doğum sonrası dönemde androjenlerin gerilemesi, postpartum cinsel istek azalması ve duygu durum dalgalanmalarının çoğu zaman göz ardı edilen biyolojik temellerinden biridir. Bunu yalnızca emzirme döneminde yükselen prolaktine bağlamak yetersiz bir açıklamadır; androjen düşüşü en az onun kadar belirleyicidir.

Perimenopozal Geçiş: Bedenin İçinde Yaşanan Sessiz Devrim

40-50'li yaşlar arasında kadın bedeninde dramatik bir hormonal yeniden düzenlenme yaşanır. Yumurtalık folliküllerinin sayısı azaldıkça FSH yükselir, östradiol dalgalanır, ovülasyon düzensizleşir. Ancak androjenler bu sürede kademeli ama ısrarlı biçimde geriler. Postmenopozal kadınların yaklaşık üçte birinde belirgin hipoandrojenizm tablosu vardır.

Uluslararası Menopoz Derneği, Endokrin Topluluğu ve Uluslararası Cinsel Tıp Topluluğu'nun 2019 küresel uzlaşı bildirisinde, postmenopozal kadınlarda azalmış cinsel istek/uyarılma bozukluğu tedavisinde transdermal testosteronun düşük dozda ve kısıtlı endikasyonla kullanılabileceği belirtilmiştir. Bu, kadın androjen tedavisinin uluslararası tıp camiasınca tek resmî olarak kabul edilen endikasyonudur.

— On Dördüncü Bölüm —

Yaşam Tarzının Hormonal Mühri

Bedeniniz, alışkanlıklarınızdan örülmüş bir kumaş gibidir

Uyku — Hormonal Onarımın Anahtarı

Hem erkek hem kadında androjen sentezi büyük ölçüde uyku boyunca yapılır. Kronik uyku kısıtlaması, HPG aksını baskılayarak androjen düzeylerini düşürür. Kadında uyku kalitesinin korunması, doğal androjen üretiminin sürdürülebilmesi için temeldir. Maksimum Testosteron Üretimi İçin İdeal Uyku Koşulları yazımda bu konuyu erkek perspektifinden ele almıştım; aynı prensipler kadın için de geçerlidir.

Stres ve Kortizol

Kronik stres ve yüksek kortizol, "pregnenolon hırsızlığı" denilen mekanizma üzerinden androjen sentezini zayıflatabilir. Kadınlarda kronik stres ayrıca SHBG'yi değiştirip serbest testosteronu da etkiler. Çağdaş yaşamın sürekli aktif olan sempatik sinir sistemi, hipotalamik-hipofiz-adrenal (HPA) aksını sürekli uyarır; bu da HPG aksının baskılanmasına yol açar. Kortizol ve androjenler aynı moleküler hammaddeden — pregnenolondan — yapılır; stresin sürekli olduğu bir bedende hammadde sürekli kortizole akar, androjen üretimine ayrılan pay azalır. Bu, modern kadın hormonal sağlığını anlamanın anahtar çerçevelerinden biridir. Stresin Testosteron Seviyeleri Üzerine Etkisi yazımda bu mekanizmayı erkek perspektifinden ayrıntılı incelemiştim.

Beslenme: Yağsız Diyetlerin Riski

Aşırı yağsız beslenme, kolesterol arzını kısıtlayarak steroid hormon sentezini doğrudan baskılayabilir. Kolesterol, tüm steroid hormonların kaynağıdır; aşırı düşük yağlı diyet, kadında androjen ve östrojen üretimini birlikte düşürür.

Egzersiz: İki Yüzlü Bir Müttefik

Direnç antrenmanı, kadında androjen reseptör ifadesini artırır. Buna karşılık aşırı dayanıklılık antrenmanı kalori açığı ile birleşince hipotalamik amenore ve androjen baskılanmasıyla sonuçlanabilir. Maraton koşan kadın sporcularda görülen amenore ve libido kaybı, sıklıkla bu mekanizmaya bağlıdır.

A
Klinik Hatırlatma
Op. Dr. Ömür Erdem Akkaya

Kadında hormonal dengeyi korumanın yolu sıklıkla farmakolojik müdahaleden değil; uyku, stres yönetimi, kaliteli beslenme, ölçülü egzersiz ve çevresel hijyenden geçer. Tıbbi tedavi düşünülmeden önce bu temel zemin değerlendirilmelidir.

— On Beşinci Bölüm —

Sonuç ve Çağrı

Tıbba ve okuyucuya bir bilim manifestosu

Faucett, Giles ve Sing'in 2026 derlemesi, tıp tarihinde nadir görülen bir öz-eleştiri çağrısıdır. Bilim bazen ilerlemenin değil, geçmişin yanılgılarını fark etmenin sesidir; bu derleme tam olarak böyle bir sesin yankısıdır. Bilimin bu boşluğu kapatması için yapılması gerekenler şunlardır:

  1. Kadın katılımcılı ve dişi hayvan modelli araştırmaların artırılması. Klinik çalışmaların büyük çoğunluğu hâlâ erkek dominantlıdır. SAGER kılavuzlarının benimsenmesine rağmen, pek çok alanda kadın katılımcı oranı hâlâ %40'ın altındadır.
  2. Menstrüel faza özgü testosteron referans aralıklarının belirlenmesi. Bunun olmaması, klinik yorumun zeminini sürekli kaydırmaktadır. Geniş ölçekli, çok merkezli, faz-spesifik referans veritabanlarına acil ihtiyaç vardır.
  3. LC-MS/MS yönteminin daha geniş erişilebilir kılınması. Mevcut immünolojik yöntemler kadın seviyeleri için yetersizdir. Ülkemizde bu altyapının yaygınlaştırılması, kadın endokrinolojisinin geleceği için kritik bir yatırımdır.
  4. İntrakrinolojinin klinik karar verme süreçlerine entegre edilmesi. Serum testosteronu, doku düzeyindeki androjen aktivitesini yansıtmaz; sadece bir parçayı gösterir.
  5. Hekim eğitiminin güncellenmesi. "Testosteron yalnızca erkek hormonudur" anlayışı, henüz tıp fakültelerinde tam olarak tersine çevrilmemiştir. Mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitimi, kadın androjen fizyolojisini hak ettiği yere yerleştirmek zorundadır.
  6. Kadın androjen yetersizliği için somut tanı kriterlerinin oluşturulması. Şu an klinik karar büyük ölçüde semptom-bazlıdır ve hekim deneyimine bağlıdır; bu, kaçırılan tanıların ortak kaynağıdır.

Türkiye özelinde, premenopozal ve postmenopozal kadın sağlığı pratiğinde androjen değerlendirmesinin rutine girmesi için iki şeye ihtiyaç vardır: hekim farkındalığının artması ve laboratuvar altyapısının LC-MS/MS yöntemine kavuşması. İlki bilgi, ikincisi sermaye gerektirir; ikisi de zamanla erişilebilir hale gelecektir. Bu süre içerisinde hekimin yapabileceği şey, mevcut araçları en akıllıca biçimde kullanmak, klinik tabloya bütüncül bakmak ve hastayı yalnızca tek bir hormon değeri ile değerlendirmemektir.

Manifesto

Kadının da bir hayat cevheri vardır.
Ve onun adı testosterondur.

Kemikten beyne, kalpten cinselliğe, bağışıklıktan üreme döngüsüne dek her dokuda yankılanan bu hormonun rolünü görmezden gelen bir hekim, hastasının yarısını tedavi etmiş olur.

Anadolu coğrafyasının kadim hekim geleneğinde, bedeni dört unsurun dengesi içinde gören bir bakış vardı. İbn-i Sînâ'nın El-Kânûn fi't-Tıb'ında bedeni oluşturan mîzâç kavramı, çağdaş anlamıyla "hormonal denge"ye en yakın eski bir karşılığa sahiptir.

Çağdaş endokrinolojinin de aynı dengeci bilgeliğe dönmesi gerekir: hiçbir hormon tek başına değildir; hiçbir cinsiyet diğerinin gölgesinde anlaşılamaz. Bunu görmek için, bilimin lambasını gerektiği yerlere tutmamız yeterli olacaktır.

~ Op. Dr. Ömür Erdem Akkaya ~

Bu derlemeyi okuyan kadın okuyucularıma: hormonal sağlığınız hakkında doğru sorular sorma hakkına sahipsiniz. Yalnızca östrojen değil; testosteron, DHEAS, SHBG gibi parametrelerin de gerektiğinde değerlendirilmesini talep edebilirsiniz. Hekiminizle açık, bilgili ve eşitlikçi bir diyalog kurmaktan çekinmeyin — çünkü kendi bedeninizi en iyi tanıyan sizsiniz. Bu yazıyı eşinize, kız kardeşinize, annenize, kızınıza ulaştırmak; bu sessiz hakikatin daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlamak demektir. Bilgi, çağdaş kadın sağlığının en güçlü kalkanıdır. Sorularınız için Akkaya Klinik kanallarımızdan veya iletişim sayfamızdan bana ulaşabilirsiniz; bu konuda klinik değerlendirme için zaman ayırmaktan memnuniyet duyarız.

❖ ❖ ❖

Kaynaklar

Bu derleme, başlıca Faucett K, Giles LA, Sing E'nin "Testosterone: Vital to female physiology" (2026, Women's Health, DOI: 10.1177/17455057261451831) makalesindeki referans çerçevesi temelinde hazırlanmıştır. Tedavi bölümündeki kanıtlar (L1-L9 etiketli) bağımsız olarak doğrulanan kaynaklara dayanır.

Ana Derleme Referansları

  1. Faucett K, Giles LA, Sing E. Testosterone: Vital to female physiology. Women's Health. 2026. DOI: 10.1177/17455057261451831.
  2. Heidari S, Babor TF, De Castro P, et al. Sex and gender equity in research: rationale for the SAGER guidelines. Res Integr Peer Rev. 2016;1(1):2.
  3. National Institutes of Health. Sex as a biological variable. ORWH. https://orwh.od.nih.gov/sex-as-biological-variable
  4. Davis SR, Wahlin-Jacobsen S. Testosterone in women — the clinical significance. Lancet Diabetes Endocrinol. 2015;3:980-992.
  5. Burger HG. Androgen production in women. Fertil Steril. 2002;77(Suppl 4):S3-S5.
  6. Wierman ME, Arlt W, Basson R, et al. Androgen therapy in women: an Endocrine Society clinical practice guideline. J Clin Endocrinol Metab. 2014;99(10):3489-3510.
  7. Center for Disease Control. Hormone Standardization Program for Testosterone (HoSt). CDC; 2015.
  8. Rosner W, Auchus RJ, Azziz R, et al. Position statement: Utility, limitations, and pitfalls in measuring testosterone. J Clin Endocrinol Metab. 2007;92(2):405-413.
  9. Handelsman DJ. Mass spectrometry, immunoassay and valid steroid measurements in reproductive medicine. Hum Reprod. 2017;32(6):1147-1150.
  10. Azziz R, Carmina E, Dewailly D, et al. The Androgen Excess and PCOS Society criteria. Fertil Steril. 2009;91(2):456-488.
  11. Glaser R, Dimitrakakis C. Testosterone and breast cancer prevention. Maturitas. 2015;82(3):291-295.
  12. Hammes SR, Levin ER. Impact of estrogens in males and androgens in females. J Clin Invest. 2019;129(5):1818-1826.
  13. Janse F, Eijkemans MJ, Goverde AJ, et al. Assessment of androgen concentration in women. Fertil Steril. 2011;95(8):2545-2549.
  14. Davis SR, Bell RJ, Robinson PJ, et al. Testosterone and estrone increase from the age of 70 years. J Clin Endocrinol Metab. 2019;104(12):6291-6300.
  15. Stanczyk FZ, Cho MM, Endres DB, et al. Limitations of direct estradiol and testosterone immunoassay kits. Steroids. 2003;68(14):1173-1178.
  16. Phillippi JC, Wiese A, Loch SF, et al. Sex and gender variables in dataset construction. J Midwifery Womens Health. 2025;70(1):131-136.
  17. National Academies of Sciences, Engineering, and Medicine. Measuring sex, gender identity, and sexual orientation. National Academies Press; 2022.
  18. National Library of Medicine. MeSH Definition: Testosterone.
  19. Yeap BB, Wittert GA. Androgens, diabetes and prostate cancer. Front Horm Res. 2009;37:1-27.
  20. Rosner W, Auchus RJ, Azziz R, et al. Position statement on testosterone measurement. J Clin Endocrinol Metab. 2007;92(2):405-413.

Tedavi Bölümü Referansları (L1–L9)

  1. [L1] Islam RM, Bell RJ, Green S, Page MJ, Davis SR. Safety and efficacy of testosterone for women: a systematic review and meta-analysis of randomised controlled trial data. Lancet Diabetes Endocrinol. 2019;7(10):754-766. DOI: 10.1016/S2213-8587(19)30189-5. PMID: 31353194.
  2. [L2] Davis SR, Moreau M, Kroll R, et al. Testosterone for low libido in postmenopausal women not taking estrogen. N Engl J Med. 2008;359(19):2005-2017.
  3. [L3] Panay N, Al-Azzawi F, Bouchard C, et al. Testosterone treatment of HSDD in naturally menopausal women: the ADORE study. Climacteric. 2010;13(2):121-131.
  4. [L4] Parish SJ, Simon JA, Davis SR, et al. International Society for the Study of Women's Sexual Health Clinical Practice Guideline for the Use of Systemic Testosterone for Hypoactive Sexual Desire Disorder in Women. J Sex Med. 2021;18:849-867. PMID: 33814355.
  5. [L5] Glynne S, Kamal A, Kamel AM, Reisel D, Newson L. Effect of transdermal testosterone therapy on mood and cognitive symptoms in peri- and postmenopausal women: a pilot study. Arch Womens Ment Health. 2024;28(3):541-550. DOI: 10.1007/s00737-024-01513-6. PMID: 39283522.
  6. [L6] Sherwin BB, Gelfand MM. Differential symptom response to parenteral estrogen and/or androgen administration in the surgical menopause. Am J Obstet Gynecol. 1985;151(2):153-160.
  7. [L7] Davis SR, Baber R, Panay N, et al. Global Consensus Position Statement on the Use of Testosterone Therapy for Women. J Clin Endocrinol Metab. 2019;104(10):4660-4666. DOI: 10.1210/jc.2019-01603. PMID: 31488288.
  8. [L8] Parish SJ, Simon JA, Davis SR, et al. ISSWSH Clinical Practice Guideline for the Use of Systemic Testosterone for HSDD in Women. J Sex Med. 2021;18(5):849-867.
  9. [L9] International Menopause Society. IMS Recommendations on Women's Midlife Health and Menopause Hormone Therapy. Climacteric. 2016 (güncellenmiştir).
~ Op. Dr. Ömür Erdem Akkaya ~
Üroloji ve Androloji Uzmanı · Akkaya Klinik · Manisa & İzmir
Bu derleme bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesi ve klinik değerlendirmenin yerini tutmaz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

kortizol-fonksiyon-norm-ve-patoloji
Kortizol – Fonksiyon, Norm Ve Patoloji

Kortizol glukokortikoidler grubuna aittir ve vücudun adaptasyon mekanizmalarını düzen…

erkeklerde-dihidrotestesteron-fonksiyon-norm-ve-patoloji
Erkeklerde Dihidrotestesteron – Fonksiyon, Norm Ve Patoloji

Androjenlerin temsilcilerinden biri aktif hormon dihidrotestesteron (DHT). Bu madde, …

SGLT2 İnhibitörleri ve Erkek Cinsel Sağlığı

SGLT2 İnhibitörleri ve Erkek Cinsel Sağlığı…

E-Bültene Kayıt Olun!

E-Bülten’e kayıt olarak en yeni haberler, duyurular ve güncellemelerden ilk siz haberdar olabilirsiniz...